Nisan ayı başında yaptığımız bu gezinin üzerinden bir ay geçti. Hayat hızla akıyor. Zamanı yakalayana aşkolsun. Benim derdim, anlatacak güzel anılar biriktirmek. Sağlığım yerindeyken de olabildiğince çok gezebilmek. Sadece benim sağlığım mı? Artık değil! Dünyanın sağlığı da yerindeyken…
Tourjuva, hayatımı kolaylaştırıyor. Kendi özel gezilerimizde de, 2 Kadın Anadoluda özel turlarımızda da. Hayatınızı dürüstçe kolaylaştıranlara açın kollarınızı.
Isparta ve Burdur rotasını birlikte yaptık. Dönüş uçağı da buna biraz sebep oldu diyebiliriz. Güller şehri (ki dünyada frekansı yüksek, şifalı gül çeşidi burada) ama gül hasatı göremedik. Zamanı değildi. Bu sene de instagramda gül hasatına gidenlerin, gül yataklarına kendilerini bırakışlarını izleyeceğim demektir.
Sevgili Meraklı, hazırsan Isparta ve Eğirdir gölü için minik minik notlarla geliyorum. Ben sana bir satır vereyim, derinini kaz çıkar.
Dündar Bey Medresesi ve Hızır Bey Camii
Eğirdir’deyiz. İlk önce sizin de dikkatinizi çeken minareden bahsedelim. Evet minare duvar (sur) üzerinde duruyor. Dündar Bey Medresesi ile Hızırbey Camii’nin ortak duvarını oluşturan kale surunun kapısı üzerinde inşa edilmiş.

Halk arasında Ulu Cami olarak biliniyor. Aynı anda 3bin kişi ibadet edebildiği bir cami. Mimari bir özelliği var. Dam üzerinde kışın biriken karları atmak için damın bir bölümü açık bırakılmış ve caminin içinde bir kar kuyusu yapılmıştır. Ancak, 1814 yılında Eğirdir yangınında çok zarar gören cami Eğirdir mütesellüm ve muhafızı Yılanlıoğlu Şen Ali Ağa tarafından halktan toplanan yardımlarla eski tarzına uygun bir şekilde yeniden inşa edilmiş. 1883 yılında Hacı Murat Ağa öncülüğünde çatısı kiremitle örtülmüş.
Eğirdir Gölü!
Isparta’da tektonik ve karstik etkilerle oluşmuş, ülkemizin en büyük 2. tatlı su gölü. Tarımsal vahşi sulama ve kuyu sondajlarla su hacmi tehlikeli sınırlarda dolaşsa da bugün dünya gözüyle gördük dediğimiz doğa harikalarımızdan biri. Göl suları çekiliyor. Yer altı sularıyla beslendiği için dengesi her sene kayboluyor. Çünkü, yer altı sularının dengesini bozuyoruz malum! Ne mutlu bize gittiğimiz gün bulutlar yine sahne şovu düzenliyordu. Zihnimde, berrak, pırıl pırıl, kuş sürüleriyle dolu bir göl var artık.
.
Eğirdir Gölü’nün maksimum su kotu ile çevrelenen su alanı “I. Derece Doğal Sit Alanı” olarak belirlenmiştir. Maksimum su kotundan itibaren 300 metrelik bir bant ise “III. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kabul edilmiştir. Eğirdir Gölü, “A Sınıfı Sulak Alan” listesindedir. Eğirdir Gölü havzası içerisinde Kovada Gölü Milli Parkı ve Gelincik Dağı Tabiat Parkı bulunmaktadır. [wikipedia]
İstasyon Restoran
(Nisan 2025 ziyaret tarihimiz sevgili okur.) Mutlaka ama mutlaka gidilmeli. Ortam çok güzel. Yemekler aşırı lezzetli ve porsiyonlar dev. Sofrada israf olacak diye ödümüz koptu zira hepsini bitirmek mümkün değildi. Sağolsunlar Tourjuvistler olarak bize unutulmaz deneyim yaşattılar. Artan yemeklerin çöp olmadığını da öğrendik, içimiz rahat. (Bahçelerinde hayvanlarına veriliyor.)
Isparta Garı’nın hemen yanında yer alan İstasyon Restoran @istasyon1923 adını da buradan alıyor. 1930’ların başlarında inşa edilen tren istasyonunun hemen yanı başındaki bu restoran, nostaljik havasıyla misafirlerini zamanın biraz dışına çıkarıyor. Taş duvarlar, eski tren fotoğrafları, özel yapım sobalar ve iç mekandaki dekorasyon insana “neredeyim ben?” dedirtiyor. Özellikle demiryolu nostaljisi sevenler için adeta bir zaman makinesi.
Ertokuş Medresesi
Atabey ilçesindeyiz. Önce şunu izah edeyim. ATABEY: Selçuklu kumandanlarına verilen isim. Ertokuş Medresesi, yüksek çam ağaçlarıyla gölgelenmiş büyük bir bahçede yer alıyor. (Bahçenin sonunda bir tesis var, dolaştıktan sonra dinlenmek bir şeyler yemek içmek için ideal.) Isparta’da görülmesi gerekenler arasında: zarif ve sade tasarımıyla tarih hazinesi burası. Tasarımındaki sadelik önemli özelliklerinden biri. Bir nevi yalınlıktaki zenginlik gibi. Sanat dehası Vinci’nin “Simplicity is the ultimate sophistication” sözü gibi. Anlamı için internette pek çok yorum bulabilirsiniz. Ben, basitliğin yani sadeliğin ve bunları elde etmenin yani yalınlığa varma eyleminin aslında karmaşık ve zor olduğunu anlıyorum. Yalınlık ve basit olmak, teferruatlardan ve aksesuarlardan arınmak/arındırmak çok güzel ama sanıldığı gibi kolay değil…
Medrese kapısına yakın bir heykel var. Atabeylilerin minnet duygularıyla 1997 yılında yaptırılan heykelin kaidesindeki yazıyı aynen alıntılıyorum: “Atabey ilçesinin kurucusu, Isparta ve bölge topraklarının fatihi, Gıyaseddin Keyhüsrev’in Atabeyi, Büyük Selçuklu Komutanı Abdullah oğlu, Gazi Ertokuş Bey. XIII Yüzyıl”

Bilgi: (kültürportali.gov.tr)
[Medrese, I.Alaaddin Keykubat zamanında, Selçuklu uç kumandanı Mübarizeddin Ertokuş tarafından H.621 / M.1224 yılında yaptırılmıştır. Medresenin taşları Agrai (Atabey) ve Seleukeia Sidera (Bayat) harabelerinden getirilmiştir. Medrese “Kapalı Tip Medrese” türüne girer ve dış avlu, iç avlu ile türbe ve medrese odalarından oluşur. Medresenin hücreleri zemin katta olup, üzerleri kubbelidir.]
En çok fotoğrafı Atabey Ertokuş Medresesi’ne koyduğuma göre en çok buradan etkilendim demektir.
Yeni rotamız VAN olacak. Biz 2 Kadın Anadoluda kahramanlarını hangi macera bekliyor, hevesle bekliyorum. Banu, ben ve meraklı gezginlerle güzel anılar biriktireceğiz.
Hep söylüyorum, gezmek “eylemdir”! Kendine doğru yaptığın bir yolculuk ve kendini keşiftir. Geziye çıkanla geziden dönen aynı sen değilsin. Neyi esnettin, neyi tuttun, yeni ne kattın kendine… Bu sorular, her adımda seni sana yaklaştırır!
Sevgiyle kal, yollarda buluşalım.
Armağan
Nisan 2025 gezisi







Leave a Reply