RADYO VOYAGE

320 480 Armağan Portakal

Radyo Voyage – 107.4

Bu yazının konusu aheste olmayı gerektiriyor… Önce radyoda (107.4 İstanbul için), internette (radyovoyage.com) veya DSmart’ta (576), olmadı uyduda Radyo Voyage kanalını aç… Müzik yayılsın ve seni sarmalasın. Arkana yaslan. Artık okuyabilirsin ve inan buna değecek!

Radyo Voyage, benim bir kaç yıldan beri sürekli arabada dinlediğim “yol arkadaşım”. Artık televizyonda da onu dinler olduk Fatih ile. Sabah erken kalkan açar ve eve müziğin yayılmasını sağlar… Evdeysem ve Radyo Voyage dinlemiyorsam, demek ki akşam ana haber başlamıştır ve Fatih ekrandadır… İstanbul dışında yayını olmadığı için arabayla şehre dönerken frekansın yakalandığı an ise bambaşkadır…

Sosyal medyada müzik videolarını paylaşırken yanına bir hikaye ekleyivermesi, web sitesinde muhteşem fotoğraflarla yolculuğa çıkarması, beğendiğim müziği sorduğumda albümün ismini mail atması, her zaman seviyeli hali onu bir kurumdan ziyade ete kemiğe bürünmüş bir hale dönüştürdü bizim için. Bir markadan ötesine taşıdı kalbimizde.

Radyo Voyage Genel Yayın Yönetmeni ile buluşmak için sözleştiğimiz saatte Doğuş Medya binasında bekliyorum. Sakin bir şekilde bana doğru yaklaşırken tanıdık birbirimizi. Uzun boylu, benim gibi beyazları boyanmamış doğal haliyle dalgalı saçlı. Elf kadınları gibi duru ve zarif bir hali vardı.

Peki, Neslihan Yavuzer Behmuaras kim?

İstanbul Üniversitesi turizm ve otelcilik mezunu. 13-14 yıl sektöründe çalıştı, kendi işini kurdu, yöneticilik yaptı. “Başka bir şeyler yapmak istiyorum kendimi daha çok keşfetmek istiyorum” diyerek istifa etti. Hayallerinin peşinden gitti… Risk aldı… Eşi her zaman destek oldu, kararlarının arkasında birlikte durdular… Şimdi 45 yaşında… 16 yıllık evli… Onların da çocukları yok… Fotoğrafçı… TV izlemiyor… Akşamları çalışıyor çünkü ilham perileri akşam sakinliğinde geliyor… Müzik seçimlerini akşam yapıyor, hikayelerini o zaman yazıyor… 4000’den fazla hardcover albümü var. Lise yıllarında kasetlerle başlayan arşivini bugün digitalde depoluyor. Servet değerinde yıllara yayılan bir yatırım bu. Çocukluğunda başlayan kişisel gelişim, din ve felsefeye marakı hala devam ediyor. Diyor ki “Dünyaya gel-yaşa-git döngüsünden ibaret olmamalısın, bir şeyler yaratman, koyman, farketmen, sorman, sorgulaman, gelişmen lazım.”

Mikrofonla alakası olmayan, çok sevdiği için new age ve dünya müziklerini arşivleyen biriydi. Sevdiği müziklerle radyo programı yapmak, hatta böyle bir radyonun başına geçmek yalnızca hayallerinde olan bir şeydi. Ve rüzgar bir şekilde teknesini getirdiğinde “Ben de o noktaya gelince çok sevindim. İtiraz edebilirdim, istemiyorum diyebilirdim aksine içimde müthiş bir heyecan oldu…” diyor. Çünkü, yelkenine kendi yön verdiğini söylüyor.

Bu yolculuğum bir film olsa, ilk sahnesi ve ilk müziği “Enya – Only Time” olur. Bugüne kadar radyo ve müzik programlarıma hep Enya ile başladım. Yine bir başlangıç yapacak olsam ilk çalacağım müzik Enya’dır.”

Enya – Only Time from Noor Ahmed on Vimeo.

Azim ve sabırla hayallere yolculuk!

2000 yılında turizm sektöründen ayrıldığında, kendinden bir şeyler yaratıp koymak coşkusuyla arkadaşıyla konuşurken “Ya bir radyo olsa, bir program olsa, bu konuları anlatsa, bu müzikler çalsa ne güzel olur” deyince, reklam dünyasından olan ve bu konulara ilgi duyan arkadaşı sürpriz yaparak Açık Radyo ile görüşür, radyo programı yapma isteklerini anlatır ve demo vermeleri istenir. Neslihan’a tam bir sürpriz doğumgünü hediyesi olur. Asıl istediği ‘birileri yapsın, ben kitabımı okurken dinleyeyim’ olan Neslihan, bugüne kadar sahne arkasında herşeyi organize etmiş sahne önüne hiç çıkmamıştır. Hatta ikisinin de deneyimi yoktur. Ama yaparız üstesinden geliriz diye cesaret verirler birbirlerine. Sıkı bir çalışma sonucu demoyu hazırlayıp teslim ederler. Beklenen cevap 10 gün sonra gelir ve programları kabul edilir. 2004 yılında 4.boyutismiyle ilk radyo yayınları başlar. Bir yıl boyunca kişisel gelişimle ilgili konuklarla sohbet ederler… Çok beğenilmesine ragmen kanalın dinleyici kitlesinin tarzıyla örtüşmemesinden dolayı gelen şikayetler nedeniyle programa son verilir.

Bir yıl ara verdiği bu dönemde araştırmaları sonunda Amerika üzerinden yayın yapan bir internet radyosu bulur. Dünyanın en büyük internet radyo sistemi live365.com. Kendine oradan kanal kiralar, ister canlı, ister banttan, gönlünün istediği yayını yapmaya başlar. Konuşma olmadan müziklerini dinleyicisiyle buluşturmaya, tanıtmaya çalışır. (newagenesli.com) Hala da devam etmektedir ilk göz ağrısı olarak.

İnsan üzerindeki etkisini anlatan kitaplar okumaya başlar, müziğin şiirsel ve büyülü dünyasını anlatan bir sunum hazırlar. “Müzikle hayatın keşfi” ismiyle Caddebostan Kültür Merkezi’nde 2 yıl boyunca ayda bir gün seminer düzenler.

Türkiye’nin ilk ve tek kadın radyosu Radyo Pink’te çalışırlar. Aynı yıllar “Benim bir de müzik programım olsa” diye düşünmeye başlar. Radyolara projesiyle gider ama ‘asansör müziği mi dinleteceğiz” diye geri çevrilir. 2007 yılında bir radyo olmalı, bu müzikleri çalmalı, çağımız insanının buna ihtiyacı var diye düşünürken, yönetim değişir, kadın radyosu yerine gençlik radyosu kararıyla Radyo Pink kapatılır ve işsiz kalırlar.

Pes etmez ve arayışlara devam eder. İç sesi NTV’ye git diye dürter ama çevresi olmadığı için ulaşamaz. Bir gün arkadaşı sayesinde kontakt kurar ve randevu almayı başarır. Görüşmeye gittiğinde Ahmet (Yeşiltepe) bey der ki “Neslihan hanım eğer bana bir hafta önce gelmiş olsaydınız size randevu vermezdim. Biliyor musunuz bu haftanın başında Ferit bey yurtdışında çok güzel bir kanal dinlemiş, Geldi ve bize ilk iş olarak bir radyo alıyorsunuz ve bu müzikleri yayınlıyorsunuz dedi.” Bilmedikleri bu müzik türü için fikrinden vazgeçirmeyi denerler ama Ferit bey kararlıdır. Ekip bu tarz müziğe vakıf değildir ve böyle bir insanı nerede buluruz diye düşünürken karşılarına Neslihan çıkmıştır. (Neslihan o sırada içinden Allahım sana teşekkür ediyorum. İç sesim sana da teşekkür ediyorum demektedir.)

Gücünü ve yeterliliklerini anlamak için NTV radyoda program yapması kararlaştırılır. Yeni yayın döneminde start verilir. Yayının ilk günü ilgi yoğundur ve dinleyiciler çalan müziklerin albümlerini merak eden mailler atmıştır. Büyülü Ritmlerismiyle program 2.5 sene devam eder…

2009 yılı ocak ayında Radyo Voyage ilk yayınına başlar. O dönem sadece NTV’de programı olan Neslihan, 2010 itibariyle halen devam eden “Hayallere Yolculuk” programını Voyage’da yapmaya başlar. Hem NTV’de, hem Voyage’da program yapmasından, evdeki arşivinden müzik getirmesinden, kendini sürekli geliştirmesinden yönetim etkilenmiştir.

Ve bebeği oluyor: Radyo Voyage

2011 yılında Ferit (Şahenk) beyle tanışır. Hikayesini ve heyecanını anlatır. Başarısından haberdar olan Ferit bey “Artık Radyo Voyage sana emanet” der. Radyo Voyage’in genel yayın yönetmeni olur. “Hayallerime ve böyle bir radyoya çok inandığı için müteşekkirim. Ne olacağı bilinmeden, sisli bir yolda destek alarak yürümek benim için kalben çok değerli.”diye Ferit beyden şükranla bahsediyor.

“Müzikleri gönülden seçiyorum. Geceleri çalışıyorum çünkü ilham o zaman geliyor. Müzik seçmek, CD’leri önüne alıp rastgele seçmek gibi basit değil! Tek tek dinleyerek, birbirine uyumlu olmasına gayret ederek yapıyorum. Voyage benim bebeğim. Sonra havaya atıyorum kimin gönlüne konuyor, kime nasıl eşlik ediyor, kime ne güzellikler yaşatıyor, neler hissettiriyor ancak gelen mesajlardan öğreniyorum.”

Dünyadan takip edilen bir radyo kanalı Voyage. New York 5.cadde, İtalya’nın Capri adasında dünya sosyetesini ağırlayan bir otel… Taksi şoförleri… Müziğin evrensel dilini anlayan herkese hitap ediyor. Yeter ki huzur ara…

Neslihan radyocu değildi, müzik hobisiydi, işi oldu… Öğrenmeye hala devam ediyor… Yüreğini koyarak çalışıyor… “Radyo Voyage o kadar farklı büyü ve yapıya sahip ki bu müziği bilmiyorsan felsefesini tanımamışsan, bu müziği yaşamamışsan, hissetmemişsen, hücrelerinde seni kavramamışsa, dünyanın en iyi radyocusu gelse bir yere kadar bu radyonun hakkını verebilir. Radyo bir bütün. Sosyal medya en önemli parçamız. Sadece video koyabilirdik mesela. Ben bir fotoğraf bulup ona hikaye yazmak, şiir yazmak ve böyle paylaşım yapmak zorunda değildim. Bunlar en çok zamanımı alan şeyler ama 360 derece bütünlüyor. İçine öyle bir baharat koyarsın ki o çorba farklılaşır. Bunu verebilme çabası içindeyim ve Radyo Voyage bunu hakediyor. Böyle paylaşılmalı, büyüsü ve özelliği bu nüansta…“ diyerek gönlündekileri aktarıyor.

Radyo Voyage’ın dünyada eşi benzeri olmayan bir radyo olduğunu düşünüyor. Bunu ukalalığa kaçmadan ortaya koyuyor. Çünkü dünyadaki tüm newage kanalları izlemiş. “Türk insanı olarak çok büyük bir hazineye sahibiz. Öyle bir coğrafyada doğuyoruz ki bir tarafımız doğu, bir tarafımız batı. Genetiğimize işlemiş, hücrelerimizde var. Öyle bir süzgeç olmuşki içimizde sentezi çok güzel yapıyoruz ve bu sentezi dünyaya sunduğumuzda dengesi herkese ulaşıyor. Her yerde makbul oluyor. Radyo Voyage’ın da içerdiği müzikler olarak baktığımızda kapsamı geniştir. Yerli sanatçılarımızın eserlerini de ön plana çıkarıyor, dünyaya tanıtıyor. Voyage bunu derinleştirdi ve etkinleştirdi. Dünya müzikleriyle dünyayı sarmalayan radyo oldu.” diyor.

New Age müzik nedir?

Severek dinliyorum ama hakkında hiç bir şey bilmediğim için soruyorum, Neslihan yanıtlıyor. Müziğin şiirsel ve büyülü ritmleri diye adlandırıyor. 1970’lerde ismi konmuş. Müzik denemelerinden ortaya çıkmış. O dönemde daha kalıpsal müzikler yapılırmış. Cintisizer icat olmuş. Bazı müzisyenler denemeler yaptıkça, değişik sesler, değişik melodiler oluşmaya başlamış. İlk önceleri vokalsiz sadece enstrümantalmiş. İnsanlara, dinleye dinleye bir huzur hali gelmeye başlamış. New Age sanatçıları uzun aralıklarla album çıkaran, kendi hallerinde yaşayan, populer kültürden uzak insanlarmış.

New Age insane ne veriyor diye merak edince “Bence bir şey verme amacı yok müziğin. Sadece herşeyin doğal ve basit olanı daha çok şey anlatıp özünde daha fazla şey barındırır misali… Bu müzik de insanın duygusunda o yumuşaklığıyla huzurlu akışıyla, insandaki huzur ve dinlenme hissini fazlasıyla harekete geçiriyor. Ve o huzur ve dinlenme hissiyle de sen kendine daha çok yönelebiliyorsun. Öyle zamanda insan kendine yönelir, sormaya başlar sorgulamaya başlar. Müziğin yapısı gereği insanda yarattığı –dur, koşma, dinlen mola ver, sakinleş- duyguları… İnka tapınaklarındaki yerlilerin hikayesi gibi oturup ruhlarımızın bize yetişmesini beklememize yarıyor bu müzik. Şehir hayatında öyle hızlı koşuyoruz ki, bir şeylerin bize arada dur demesi ruhlarımızı özümüzü bedenimizle bütünleştirmemizi sağlıyor. Eksenimizden kaymalar yaşıyoruz. Arada durup ekseni yerine oturtmak lazım.” Yoğun tempoda çalışan eşim Fatih gibi başka habercilerin de Radyo Voyage dinlediğini duyunca bu sebepten şaşırmıyorum.

Neslihan’ın yolu…

İnternetteki gibi sınırların olmadığı bir yere gitmek istiyor. Çıkış amacı Türk insanına bu müzikleri tanıtabilmek yüreklerine bu müziği kondurabilmekti. Sürekli koşan Türk insanına mola verebileceği bir imkan sağlayabilmekti.

“Müzikle hayatın keşfi” sunumu ile Türkiye’yi dolaşmak, müziği insanlara anlatmak, müziğin insan üzerindeki etkisini paylaşmak istiyor. Ona göre sorunların başında Türkiye’deki insanların hayal kuramaması var. Ve diyor ki “Bizim önümüze hazır konuyor herşey. Bir insan hayal kuramıyorusa umudu da yoktur. Hayallerin bittiği yerde hayat biter. Hayat fiziksel bitmeyebilir ama sen hayatını, ondan sonraki yürüyüşünü, kimliğini, kişiliğini başkasına emanet edersin. Başkası senin üzerine hayal kurar, sen onu yaşarsın. Kimliksiz bir hayatın olur. Şu anda insanlar nasıl hayal kuracağını da bilemiyor.”

Fotoğraflarını da değerlendireceği öyle bir sergi hayali var ki, müzik, hikaye ve fotoğraflar birlikte izleyenleri ve dinleyenleri sarmalayacak, düşündürecek ve yeni şeyler üretmesine olanak sağlayacak.

Fotoğraf, hikayesiyle geliyor…

Geleceğe İstanbul arşivi bırakmak için bir grup fotoğrafçı ile “Ben İstanbul” projesinin içinde çalışıyor. Fotoğraflarına hikayeler yazıyor ve ekliyor “Fotoğrafı çekerken bana bir hikaye anlatmaya başlıyor zaten… Sonra ekranımda açıyorum ve o hikayeye devam ediyorum. Öyle paylaşmayı seviyorum. Yoksa fotoğraf sanatçısı olayım, en iyi fotoğrafçı olayım gibi bir derdim yok. Kendimi böyle anlamlandırabiliyorum ve kendimi böyle anlatabiliyorum, ifade edebiliyorum. Birincisi müzik, ikincisi fotoğrafla…

***

Ben bu yazıyı neden yazdım? Günlerden bir gün sosyal medyada konser sonrası kuliste Kitaro ile fotoğrafını gördüm. Resmin altında “Yarabbim sana şükürler olsun… Bundan 15 sene önce ne hayal ettim ve sen bana kat ve kat hayalimi tadmayı nasip ettin… Bundan 15 sene önce “New Age müziği” derken masal anlatıyormuşum gibi yüzüme bakanlardan, böyle radyo mu olur, kim dinler bu garip müzikleri diyenlere… New Age de müzik mi, asansör müziğinin konseri mi olur deyip kapıyı kapatanlara kadar… daha niceleri… Ve bugün en çok saygı duyduğum, müzikleri ile yüreğimin halden hale girdiği Kitaro’yu burada, hani birilerinin Türkiye’de böyle konser olmaz dediği yerde, gönül şu bedende iken izleme imkanı buldum ya… Daha ne diyeyim ben… Sustum zaten, coşan yüreğim ve gözyaşlarım konuştu gece boyunca… Hele bir de üzerine tanışma ve hele hele gönlümün coşa coşa Şeb-i Arus da çektiği ödüllü fotoğrafımı da hediye etmek kısmet oldu ya… Yarabbim daha ne diyeyim sana, ŞÜKÜRLER OLSUN bunu bana taddırdığına… Boşuna değil sen koydun beni yola, söz veriyorum AŞK ile devam edeceğim yolculuğuma.…” notu vardı.

Sonra kim bu kadın diye merak ettim. Yazıyla sohbete başladık, en sonunda randevulaştık. İlham almayı ve ilham vermeyi, bu zinciri canlı tutmayı seven ben, Neslihan’ın hayallere yolculuğundaki güçlü yürüyüşünü paylaşayım, ilham versin istedim. Bir kez daha anladım ki AZİM ve SABIR birlikte gidiyor. Aralarında yürümeyi ve HAYALLERİNİ asla bırakma!

Sevgiyle,

Armağan Portakal, 2014.04

Fotoğraf: Neslihan Yavuzer  Behmuaras

“Pure and Simple”

(Yurtdışında yarışmada sergilenen ödüllü)

2 comments

Leave a Reply to admin Cancel Reply

Your email address will not be published.