Bir Varşova Gezisi

Mayıs ayına selam olsun. Kızmasın nihayet yazabiliyorum. Varşova güzel kentti. Bir önceki yazımda Praga bölgesinden bahsettim. Keşfetmek size kalsın, ben çok etkileyici bulmuştum. Dokusu, hikayesi olan bir bölgeydi. Bu yazımda genel Varşova’dan bahsedeceğim size. Keyifli okumalar… Haydi Krakowskie Przedmieście caddesinde yürüyüşe çıkalım! (Fotoğraftaki bina, konakladığımız apart Royal Route Residence, bu cadde üzerindeydi, memnun kaldık.)

Kopernik

Otele eşyaları fırlattıktan sonra sokağa çıktık. Merkezde konaklamanın avantajıdır yürüme mesafeleriyle gezebilmek. İlk karşılaşma Kopernik heykeli ile oldu. Dünya ve gezegenlerin, güneş etrafında döndüğünü açıklayan bilim adamı. Yeni çağda doğan Kopernik’in hayatını hayranlıkla okudum. Bir çok alanda okumuş, ilgilenmiş, çalışmış ama astronomi her zaman asıl ilgi alanı olmuş.

Chopin’in Kalbi Nerede?

Kutsal Haç (Holy Cross Church) Kilisesinde büyük kolonlardan biri önünde insanlar durup dua ediyor. Ünlü besteci Chopin’in kalbinin olduğuna dair bir yazı. 39 yıllık hayatında ölümsüz eserler ortaya çıkaran sanatçının kalbi de burada ölümsüz olmuş. Büyük ihtimal konyak olduğu sanılan alkollü sıvı içinde korunan kalbi, buraya kız kardeşi tarafından getirilmiş. Belki manevi bir mirası gerçekleştirdi, pelerininin altına saklayarak sınırı geçirmiş ve kiliseye vermiş. Kristal kapta hermetik olarak (hava geçirmez, vakumlu) olarak kapatılmış. Alman işgali sırasında savaş ortasında kalmış, çalınmış, Almanların eline geçmiş, daha sonra tekrar iade edilmiş. Şimdi, kolon üzerindeki anıt levhada “hazineniz buradadır” anlamında yazı var.

Tarihi Bölge (Old City)

Caddenin sonunda geniş bir meydan var. Oturun, yatın, dinlenin, gökyüzünü izleyin, dondurma yiyin. Balon alın. Bisiklete binin. Konuşun. Gülün. Gülmeyin. Canınız ne isterse onu yapın. İster sarayı gezin, ister sokaklara girin dolaşın.

Kraliyet Sarayı da orada. Müzeye dönüşmüş, gezdik. Altın varak bezemeli sarayları dolaşmaktan pek hazzetmediğimi farkettim. Şaşaa, görkem pek hoşuma gitmiyor ama enteresan detaylarla karşılaşıyor insan. Mesela salon girişinde sütun üzerlerindeki yazı dikkatimi çekmişti “Pro Fide, Lege et Rege. Google sağolsun, latinceymiş ve bir dönem Polonya kraliyetinin sloganı olmuş. “İnanç, adalet ve kral için” anlamında.Saray içinde süreli sergilere denk gelebilirsiniz. Andrzeja Rzepkowsliego’ya ait iskambil kağıtları koleksiyonu gezmeye değerdi. Oyun bahane, dönem hikayeleri resmedilmiş.

Varşova Pazar Meydanı

İşte burada saatlerimi geçirebilirdim. Ortada havuz, havuzda bir heykel (hikayesini bilmiyorum), taş döşeli bir meydan ve etrafı dokusu bozulmamış evlerle çevrili. Bir köşesinde şemsiyeler altında tezgahlar. Sıra sıra banklarda oturan insanlar.

Vincent Cafe

Buraya bayıldım. İki ayrı şubesine de gittik. Dekoru mu, çiçeklerimi mi, lezzetleri mi, ışığı mı, hepsi birden mi bilemiyorum etkiledi beni. Hep oraya gidesim var. (Vincent Boulangerie Patisserie)

Wrzenie Swiata Kitap Cafe

Kahve ile kitap nasıl da yakışıyor! Yeni nesil kütüphanelerden biri daha. Bahçesinde, yüksek ağaçlar gölgesinde şezlonglara serilmek mi, içerde cam kenarında oturmak mı, taze meyve suları mı, kahve mi… Raflar dolusu kitaplar mı, sessiz ve kibar insanlar mı… Böyle bir dünya ne güzel.

Chopin Müzesi

Büyük bestecinin anısını ve müziğini yaşatmak, sanatı yaymak, bilgiyi toplama ve yaymak amacıyla hayata geçirilmiş. (chopin.museum) Üst katta kendi kullandığı piyanosu var. En alt kattaki piyano ise Franz Liszt’e ait ve elektronik masaya seçtiğiniz nota kitabını koyduğunuzda müzik başlıyor. Kabinler var, Chopin’in eserlerinden seçip kulaklıkla dinleyebiliyorsunuz.

Polin Museum

Polonya Yahudileri Tarihi Müzesi. (polin.pl) Cam ve çelik konstrüksiyon karışımı bina, büyük bir park ya da bahçesi içinde. 1000 yıllık Polonyalı Yahudi tarihini ortaya sunmak amacıyla ulusal ve uluslararası destekçilerle ortaya çıkarılmış. Yahudi kültürünü anlamaya ve yabancı düşmanlığı, önyargılarla yüzleşmeye yönelik. 

Pierogi Yemelisiniz?

Polonya’nın yerel mutfağı, geleneksel yemeği. Haşlanmış da oluyor. Kızartmasını tercih ettim. Ispanaklı çeşit. Çok çok güzeldi. Mantıya benziyor ama değil. Bir kere yedik, bir daha fırsat olmadı. Siz fırsatını bulunca defalarca yiyin benim için de.

Dondurma!

Old town bölgesinde dükkanlarda göreceksiniz, kule gibi dondurmalar var. Çok meşhurmuş. Aldık tabi. Bitene kadar ellerimden aktı. Yemesi kolay değil. Görüntü ise müthiş. 
Size Nice Cream dondurmacısını tavsiye ederim. İstediğiniz çeşidi anında, gözleriniz önünde hazırlıyorlar. Kocaman bir kase ile servis ediyorlar. (nicecreamfactory.pl)

Başka Neler Yapılabilir?

Benim gibi Avrupa’nın kapalı pazarlarını dolaşmayı seviyorsanız Hale Mirowskie var. Hediyelikçiler, hasır eşya tasarımcıları, gıda reyonlarıyla hoşunuza gidebilir. Bilim ve Kültür Sarayı‘na giderseniz aklım kalacak. Çünkü kapanış saati geçmişti, gezemedik. (www.pkin.pl) Kitap, kırtasiye, müzik, film gibi alışveriş için Empik‘e uğrayın. Pek çok yerde görebileceğiniz büyük mağazalardan. Akla gelmeyen zihn-i sinir ürünler ve tasarımlar için mutlaka Flying Tiger mağazalarını listeye alın. Süreli konseptler yapıyorlar. Bize karpuzlu tasarım dönemi geldi. La Cantina Meyhane Türk yemekleri olan bir yer. Orada yemedik ama içeriyi dolaştım, güzel, temiz ve şık bir mekan. (lacantina.pl) Patates külahlarına imrenerek bakmıştım. Son gün şehirden ayrılmadan ne kadar tok olsam da ufak bir külah aldım. Acılıydı, nefisti. Ohhh.

Biz gezdik, yedik, içtik, anıları biriktirdik, geldik. Geleli de epey oldu, yazmak şimdiye kısmet. Biz maaile renkli kadınlar grubu olarak yola çıktık. Varşova’da ablamın oğlu okuyor, O’nu görmek bahanesiyle gezi planı uydurduk. Güzel günlerdi, daha güzel günler olsun dileklerimle…

Kalın sağlıcakla,

Armağan

Mayıs 2018

Share:

Bir cevap yazın