Pamukkale Unesco Koruması Altında

6. Dünya Türk Havlu ve Bornoz Festivali (www.armaganportakal.com/denizlide-dunya-havlu-ve-bornoz-festivali/) için Denizli’deydik. Biz yani İki Kadın Anadoluda. Festival danışmanı Ümit Temurçin davet etmişti. Programda kültür turu yer alıyordu ve ilk durak Pamukkale idi. Konakladığımız Casa Bianca Hotel‘de buluştuktan sonra grup olarak minibüse bindik ve yolculuk başladı. Rehberimiz Orhan Yibar‘dan öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum.

Hierapolis

Hiera’nın kenti demek. Hiera ise kraliçenin ismi. Ünlü kral Telephos, karısına ithaf etmiş. O dönemde galiba eşlerine ithaf etmek, hanımlarına şehirler armağan etmek adetmiş. Ne güzel!

Deprem ana hattı üzerinde olan bu antik şehir yerle bir olmuş ne yazık ki! Tarihte ilk para Sardes‘te basılmış. O para ilk kez Laodikeia, Hierapolis gibi antik şehirlerde kullanılmış. Kumaş karşılığında ödenmiş. Ticaret aracı haline gelmesi burada olmuş.

Hierapolis, 4 kilometrekare beyaz travertenlerle çevrili. Sürekli depremler nedeniyle traverten havuzlarının oluştuğu tahmin ediliyor. 7.yüzyılda Bizans dönemi başlıyor bu coğrafyada. O güne kadar antik Yunan tanırları, tanrıçaları varken tek tanrılı dine geçiliyor. Ve Bizans, burada yaşamak yerine ovaya inmeyi tercih ediyor. Şehir terkediliyor.

Travertenler nasıl korunuyor?

14bin senedir var olan travertenleri oluşturan su kanallarını, antik çağda kralların özel subaşı adamları korurmuş. Beyaz görünüm, kalsiyum karbonatın çökmesiyle oluşuyor. Bunda güneşin etkisi çok büyük olduğu için yağmurlu havalarda su verilmezmiş.

Biz ise (nihayet!) koruma sistemini 1999 yılından itibaren yapıyoruz. Unesco sayesinde demek yanlış olmaz. Ayakla basmak, zedelemek artık yasak. Dünyada eşi benzeri olmayan doğa mirası Pamukkale, Unesco tarafından korunduğu için şanslı. Hatırlıyorum, tepesinde oteller dikiliydi, suları tüketiyor ve kararma başlıyordu. Binalar yıkıldı, sadece bahçeleri bırakıldı ve tabiat mirası eski görkemli beyaz günlerine geri döndü.

Tekstil antik çağdan beri var!

Denizli’nin tekstil becerisi rastlantı değil. Şehrin genlerinde var diyebiliriz. 2000 yıldan öncesine uzanıyor. Kumaş üretiyorlar. Forum denen çarşıları var. Günümüzün alış veriş merkezleri. Hatta ilk forum, ünlü Hierapolis’te kuruluyor. 1 km uzunluğunda caddenin iki yanında sütunlar sıralıymış. Üzerlerinden kumaş geçirilerek, gölgelendirme yapmışlar. Dönemin moda, tekstil ve alış veriş caddesi. Bünlerce yıl önce, nasıl bir kültür, nasıl bir yaşam kalitesi! Ah o zengin, görkemli kentte yürümek vardı. İki yanı sütunlu ve üzerleri kumaşla örtülü, serin, uzun caddede.

Antik Havuz

Ana kaynak noktası. Naturel olarak su sürekli çıkıyor. Suyun çıkış sıcaklığı yaz ve kış aynı, 35 ‘C. Bu sıcaklıkta beyazlatmıyor. 18’C’ye kadar indiğinde kalsiyum karbonat çöktüğü için, havayla temasıyla suyun soğuması gerekiyor. Bu nedenle ana kaynakta beyazlama yok. Aktıkça, ilerledikçe ve soğudukça beyazlıyor.

Roma İmparatorluğu döneminde, bu bölge şifa merkezi durumundaymış. Hamamlar ve şifalı su havuzları sağlık merkezi gibi işliyormuş. Ben başta isteksiz idim ama oraya gidince, girmemezlik yapamadım. Antik havuzda yüzme deneyimini mutlaka yaşayın. Şifalı ve 35’C sıcaklıkta su harika. Antik sütunlar arasında yüzmek ise paha biçilemez. Adımızın baş harfleri işlenmiş özel bornozlarımız cabası.

Merak edenler için Antik Havuz Hierapolis Pamukkale’de bulunuyor. Giriş ücretli. Soyunma kabinleri, eşyalarınızı koyabileceğiniz kilitli dolaplar mevcut.

Bedenimize, ruhumuza şifa kaynağı olması dileklerimle,

Armağan

Mart 2017

* Teşekkürler Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) ve Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA)

Share:

Bir Cevap Yazın