Hierapolis’i Böyle Gezmediniz!

Biz İki Kadın Anadoluda olarak geziyoruz. Gezmek sadece gezmek değil. Öğrenmek, yereli keşfetmek, rehberle dolaşmak. Popüler değil arka sokakları aramak. Denizli’ye ilk seyahatimiz Havlu ve Bornoz Festivali nedeniyle olmuştu. Bu gidişimizle farklı noktalara uğradık. Banu, uzaklardan geldi. Kısa Türkiye ziyaretinin 3 günü benimle geçtiği için epey şanslıyım.

Hierapolis, Kutsal Kent

Hierapolis, Kutsal Kent demek. Çünkü, su var ve kutsal. Çünkü şifalı. 2000 yıl önce de insanlar buraya şifa bulmak için geliyormuş. Bergama Krallığı’nın kurduğu, günümüze gelen eserlerin Roma İmparatorluğu’na ait olduğu, ismini bir kadından alan şehir. Bu romantik bir açıklamaydı.

Hierapolis’e girmenin kuralları varmış. Nekropolis ile Hierapolis arasında, kemerli büyük bir bina var. Orası hamam. Kutsal kent Hierapolis o kadar kutsal ki, şehre girmeden önce mutlaka hamama girmek, temizlenmek gerekiyormuş.

Bugün Pamukkale dediğimiz şifalı sulara ise sadece krallar ve ailesi girebiliyormuş. Çünkü kendilerini tanrıların yeryüzündeki akrabaları ilan etmişler.

Geçmişin kutsal kenti Hierapolis hakkında çok farklı bilgiler öğrendik. Rehberle gezmenin faydası çok büyük. Fakat, bir enformasyon bürosunun olması gerekiyor. Nasıl gezilir, yukarı çıkan minibüs nerede, bu bilgilere kolay ulaşım şart. Antik kent içindeki minibüsler sürekli ve zamanlı ring servisi yapmalı. Hierapolis’e girişler belli saatte sona eriyor fakat ya çıkışlar nasıl kontrol ediliyor, ediliyor mu? Resmi makamlar belki sesimizi duyar.

Nekropolis

Hierapolis’e kuzey kapısından girin. Yaşayan ya da oraya gelip ölenlerin gömüldüğü özel bir alandan başlamış olacaksınız: Nekropolis. Geniş bir cadde, sağlı sollu lahitler, aile mezarlıkları ile dolu. Biz diyelim yüzlerce, siz deyin binlerce… Öyle çok. Ancak zenginseniz, paranız ve gücünüz varsa Nekropolis yani Ölüler Kenti’nde yer alabiliyorsunuz. Ölmeden önce yerinizi ayırtıyorsunuz. Heykeltraş ile çalışarak desenler, isimler, yazılar hazırlanıyor. Cadde boyunca ziyaretçilerin dinlenmeleri için yuvarlak oturma bölümleri yapılmış. Zenginler traverten taşları, jet sosyete ise mermeri kullanmış. Yani yaşamdaki sınıf farkı her zaman varmış ve devam ediyor. Lakin bu taşların kime ne faydası var, bahsi geçen öbür tarafa gittikten sonra?

Et Yiyen Taş

Lahitlere verdikleri isim, Sarcophagus. Et yiyen taş demek. Bugünün bilimiyle, ölü bedenlerin mikroorganizmalar tarafından yenildiğini biliyoruz. 2 bin yıl önce bu bilgi olmadığı için, lahit taşının bedenleri yediğine inanılıyormuş.

Plutonyum Deliği

Hierapolis’i kutsal yapan diğer hikaye: Plutonyum Deliği. Binlerce yıl önce paganlar, öldüğünde ruhlarının buraya geldiğine inanıyorlar. Hades’in asıl girişi bu delik. Toparlayacak olursam burası Paganizmin merkezi, hac merkezi, ölünce ruhların buraya geldiğine ve bu delikten geçtiklerine inanılıyor. Bu nedenle kutsal bir şehir.

St. Philip Mezarlığı

İsa’nın on iki havarisinden biridir ve çarmıha gerilir. Hierapolis’in tepe noktasında. Manzara muazzam. Hierapolis ve ova göz alabildiğine uzanıyor aşağıda. İlk bina hacıların ibadet ettiği ve konakladıkları yer. Aziz Philip rüyalarına giriyor, şifa dağıtıyor, yol gösteriyor diye inanılıyor. Dış cephesi kare ve odacıklarla çevrili. Ortada ebediyeti simgeleyen sekizgen alan var. Daha ileride mezarı ile kilisesine ulaşıyorsunuz. Hristiyanlıkta hacı olmak için ziyaret edilen yedi kiliseden biri olduğu biliniyor.

Tiyatro

Dağ yamacına yapılmış ve en iyi korunmuş tiyatro burası. Daha iyisi dünyada yokmuş. 10 bin kişilik. Restorasyon geçirmiş, sahne yapısı tamamen ayakta. Akustik muhteşem. Bir el çırpıyorsunuz, ses tiyatroya yayılıyor. Halkı eğlendirmek için gladyatör dövüşlerinden, hayvan gösterilerine kadar türlü organizasyon yapılmış antik çağda. Kısa aralıklarla savaşa giden halkın moralini yükseltmek ve belki de algı yönetimi için bu tiyatro merkezleri yapılmış.

Kleopatra Havuzu

Mısır kraliçesi Kleopatra’ya kadar giden bir efsanesi var. Depremle çöken yerde doğal şifalı sularla havuz oluşmuş. Antik taşlar arasında yüzeceksiniz. Giriş paralı. Kaynağında su 35-37 ‘C sıcaklığında. Özellikle kalsiyum ve magnezyum olmak üzere çok zengin içeriğe sahip. Tulumba var, çekince dipten su geliyor. Turkuaz renkli suda parlak madenler var. Onlar, dilek tutan insanların attığı para. Yani, dilek tutup para savuracağımıza, paramızı tutup bir kenarda, dileğimiz gerçekleşsin diye çalışsak fena olmaz mı?

Kleopatra Antik Havuzu’nun tuvaletleri kötüydü. Bu genel bir sorun memleketimizde. İğneyi, özen göstermeyen işletmelere, en temiz mekanları düzgün kullanmayan bizlere de, çuvaldızı batırıyorum. WC, tuvalet, lavabo adına ne derseniz deyin temiz bulmak için temiz kullanmak da zorundayız!

Nympheum Çeşmesi

Anıtsal bir çeşme. Büyük bir bina. Yüksek merdivenler. Orası Nympheum Çeşmesi. Hierapolis antik kentinin, bütün yapıların orta noktasında bulunuyor. Zenginlerin evine borularla su gidiyor ama halk buradan taşıma suyla yaşıyor. Merdivenlerde oturup, belki dedikodu yapıyor, belki geleceği konuşuyor belki de ne olacak bu memleketin hali diye düşünüyorlardı! Kimbilir?

Bu gezimizi Gesifed (Güney Ege Sanayiciler ve İşadamları Federasyonu instagram.com/gesifed20) ev sahipliğinde ve Ali Karcı (instagram.com/ohmyguideturkey) profesyonel rehberliğinde gerçekleştirdik. Çok teşekkür ederiz.

Antik çağlara dokunduğumuz yazılarımız, bir gün antik çağ eseri olur mu acaba???

Sevgiyle,

Armağan

Kasım 2017

(*) Diğer Denizli yazılarımız için aşağıdaki linki tıklayınız:

ikikadinanadoluda.com/kentler/denizli

Videolar:

Share:

Bir Cevap Yazın